Turizm seyahat alanında dijital içerik üreten ve çok kapsamlı destinasyon rehberleri hazırlayan “Biz Evde Yokuz” dijital platformunu kuran, Duygu Şar ve Bilgehan Çelik ile keyifli bir röportaj gerçekleştirdik.


Biz Evde Yokuz nedir?

BizEvdeYokuz.com her sene 13 milyon kişinin gezi planları için başvurduğu farklı deneyimler ve seyahatler kaynakçası. Tatilini farklı şekilde geçirmek ya da hobi edinmek iste.yenler için bir başucu kitabı. Aynı zamanda Instagram, YouTube, Facebook’ta sosyal kanalımızla 780.000+ kişilik kocaman bir aileyiz. Sosyal medya ayağında daha çok bizim gezi rehberlerimizi oluşturmak için çıktığımız yolculuklar.daki hikayelerimizi dinliyorlar, web sitemizi de kendi yolculuklarını planlamak için kullanıyorlar.


Duygu ve Bilgehan kimdir? Ne zaman ve nerede tanıştınız? İlginç bir tanışma hikayeniz varsa sizden dinlemek isteriz. Tanışmadan önce hangi işle uğraşıyordunuz?

Bir arkadaşımız vesilesiyle tanıştık ama 5-6 sene herhangi bir iletişimimiz olmadı. Hatta birbirimizi unutmuştuk bile diyebiliriz. Sonra ikimizin de aynı sektörde çalışması sebebiyle Facebook’tan yeniden irtibata geçtik ve yeniden tanıştık. Yeni tanışan iki insanın hiç yapmayacağı şekilde, sabahın dördüne kadar Cihangir’de bir parkta muhabbet ettik. Heyecanlı heyecanlı birbirimize ölmeden önce yaşamak istediğimiz deneyimleri anlattık. Müthiş bir frekans yakaladık.


Aslında biz Biz Evde Yokuz’u o gün, o buluşma sırasında kurmuşuz. Muhabbetimiz sırasında bizim gibi farklı deneyimler peşinde olan insanlar için bir kaynakça olmadığından yakınmıştık ve gecenin sonunda bunu biz yapmalıyız demiştik. 3-4 ay sonra da sevgili olduk. 7 senedir de birlikteyiz.



Biz Evde Yokuz’a nasıl başladınız, ilk başladığınızda hedeflediklerinizi bugün gerçekleştirebildiniz mi? Yoksa düşüncelerinizden farklı bir şekilde işiniz olarak mı evrildi?

Hayatta yaşamak / öğrenmek istediğimiz çok şey vardı ama herkes gibi hep başka önceliklerimiz ve sorumluluklarımız oldu. Mezun ol, çalış, geçin... İşlerimizi de çok seviyorduk, dolayısı ile gençliğimizi 30’lara gelene kadar hiç hayatın kaçtığını sorgulamamıştık. Sonra fark ettik ki, aslında hayat.larımızda en cesur olabileceğimiz zamandayız: büyüklerin sağlığı yerinde, çoluk çocuk yok, evimiz yok yani kredi borcumuz da yok, öte yandan işlerimizde belli bir yere gelip kolumuza bir altın bilezik takmışız… Bu “hafiflik” penceresi kapanmadan kendi hayallerimizi kovalamayı denemeye karar verdik. İşlerimizi bıraktık. Hayatımızı idame ettirmemiz gerektiği için, ikimizin de ortak geçmişi bu alanda olduğundan etkinlik ajansı kurduk. Ve bir yandan da yapmak istediğimiz şeyleri yapmak için Biz Evde Yokuz’a başladık. Üzerinden sekiz yıl geçti. Yol üzerinde Biz Evde Yokuz çok büyüdü, artık tam zamanlı olarak sadece onunla ilgileni.yoruz.

Sosyal medyada gerçek manada influencer dediğimiz, markalarla iş birliği yaptığınızda takipçilerinize değer yara.tırken markalara da kazandırdığını yakınen takip ediyoruz. Bu etkileşimi zamanla nasıl oturttunuz?

Güzel sözleriniz için çok teşekkür ederiz. Gurur duyduk. Biz sadece ve sadece kendi hayatımızda gerçekten yeri olan ve güvendiğimiz markalar ile işbirliği yapıyoruz. Bu bizim için çok kritik bir çizgi. Ayrıca geçimimiz sosyal medyaya belimizden bağlı olmayacak şekilde kurgulamaya hep özen gösterdik ki, ince eleyip sık dokuma imkanımız olsun. Influencer’ı reklam panosu gibi gören markalar ile de çalışmıyoruz.



Bugüne kadar kaç ülke ve ortalama kaç şehir gezdiniz?

Seyahat sayılarla ölçümlenebilecek bir tecrübe değil ama yine de cevaplayalım. :) Tik atmak için gezmiyoruz. Sayılaştırmak biraz hızlı ve çok yer görmeye yönlendiriyor. Biz gittiğimiz yerlere genelde 3-4 hafta ayırmaya çalışıyoruz çünkü oraların rehberlerini çıkartıyoruz. O da detaylı gezmeden, yerinde araştırmadan olmuyor. Tabi okuyanlarımıza 1 aylık öneriler sunmuyoruz, bir aylık tecrübemizin en bomba, en can alıcı noktalarını süzüp, kısa seyahatler olarak onların önüne koyuyoruz. Sorunuzun cevabına gelirsek: 80 civarında ülke, sayamadığımız kadar çok şehir...


Gerek yurt içinde, gerekse yurt dışında seyahat ettiğiniz ve sizi en çok etkileyen 3’er destinasyonu bizimle paylaşır mısınız? Neden hangi özellikleri ile…

Bali - şehirli keyifleri ve doğa kaçamaklarının aynı adada yaşanabilmesi bir harika. Ayrıca fiyat / performans olarak da Türkiye’ye kıyasla daha avantajlı. Aynı fiyatlara çok daha iyi servis alabiliyorsunuz. Hele ki konaklamada, çok iyi fiyatlara harika oteller var. Balayı gibi masajlar, mekanlarla kendini şımartmak istediğiniz durumlarda hem erişilebilir, hem de güzel bir alternatif. Filipinler’in El Nido ve Koron tarafı. Yer yüzün.deki cennet. Etiyopya – Zamanda yolculuk etmek gibi ve benzersiz bir tecrübe. Kabileler, aktif volkanlar, timsahlar…

Başlangıçta influencer-blogger olma son derece keyifli ve rahat bir iş gelebiliyor pek çok yeni başlayan arkadaş için… Ancak iş video ve fotoğraf projelerine gittiğinde, hatta marka pazarlama desteğine döndüğünde çok ciddi mesailer gerektiriyor. Bu konuda ne söylemek istersiniz? Mesela günde kaç saat çalışıyorsunuz, gittiğiniz seyahatler esnasında çalışmaya devam ediyor musunuz?

Şöyle ki yukarıda da anlattığımız üzere biz sosyal medya.dan para kazanıyoruz ama geçimimiz bir buna bağlı değil. Kimseye de influencer olmak gibi bir kariyer hedefi önermeyiz. Popülariteye bağlı her şey yanıp sönme riski taşıyor o yüzden herkesin aklını kullanıp Influencer’lığı ana iş dalına destekleyici unsur gibi görmesi lazım. Örneğin kişi psikolog, buradan hayatını kazanıyor ama insanların merakla takip ettiği bir de influencer aynı zamanda. Böylece markasını büyütüyor.

Biz de bir turizm websitesiyiz. Aynı zamanda danışman.lıktan, prodüksiyona turizmin bir çok alanında hizmet veren bir ajansız. Seyahat ederken de mutlaka işleri takip etmemiz ya da iş için seyahat etmemiz gerekiyor. Kurum.sal hayattaki işlerimize göre çok ama çok daha fazla mesai gerektiriyor. Instagram’da bir fotoğraf paylaşmanın zaman maliyeti, çekim, edit, yorumlar, vs.. ile nereden baksanız 1+ günü alıyor. Websitemiz ise bizim gözbebeğimiz. Her şeyin başladığı ve en fazla insana ulaşabildiğimiz yer. Şu an rehberlerimiz yılda 23 milyonu aşkın kez okunuyor. O rehberleri üretmek için harcanan zaman ise çooook uzun. Saha kısmına hiç girmiyorum, sadece ofis tarafını örneklemek gerekirse; avucumun içi gibi bildiğim kendi mahallemi bile rehberini yayına hazırlamak minimum 5 gün demek. Tabi iş orada da bitmiyor, bir de sürekli güncellemeniz gerekiyor. Özetle az uyuyan ve çok çalışan insanlarız. Bir de bizim için sırf gündemde kalmak için boş İçerik paylaşmamak önemli. Bu yüzden bazen aylarca sessiz kaldığımız oldu. Ayağımı kırdım, 1 sene sessiz geçti çünkü seyahatler sınırlandı. Sırf kendimizi hatırlatmak için sabah kahvaltıda ne yedik içerikleri de paylaşmak istemedik. Sadece anlatmaya değer bir şeyimiz olduğu zaman sosyal medyada paylaşım yapıyoruz.


Sosyal medyada başarınızın sırrını okuyucularımızla paylaşır mısınız? Bu alanda çalışmak isteyen, gerek seyahat gerekse farklı alanlarda influencer olmak isteyenlere tavsiyeleriniz nelerdir? Neleri mutlaka yapmalılar ve asla neleri yapmamalılar?

Hürriyet’in yayınladığı Nasıl Influencer Olunur kitabındaki röportajımızdan alıntı yapayım:

Kimler influencer olabilir? Dışarıdan bakanların en büyük yanılgısı:


1) Bu işlerin kolay olduğu - İçerik üretmek son derece özveri ve disiplin isteyen birşey. Günde 1-2 saat ayırarak olmaz. Artık çok fazla içerik var. Ayrışmak için çok iyi olmak zorundasın.


2) Çok iyi kazandığın - Bu işler müzisyen ya da futbolcu olmaya benziyor. Çok fazla insan deniyor ama %1’inden azı sıyrılabiliyor. Coldplay tabii ki iyi kazanıyor, ama büyük çoğunluğun bir otelde, cafede sahne bulmak için mücadele ettiğini unutmayın.


Eğer kolay para kazanmak için bu işlere heves ediyorsanız yanlış yerdesiniz. Ayrıca konusuna (seyahat, makyaj, yemek vs) aşık olduğu için bu işi yapan ve para kazanmak ya da popüler olmak için yapanların insanlar tarafından kolayca sezildiğini düşünüyorum. Konunuza aşık olmanız da yetmez, üretmeyi konunuzdan daha bile çok sevmeniz lazım. Zaten bu ikisi varsa diğerleri takip ediyor.

Kaliteli içerik nedir?

Klişe ama doğru; özgün olmak lazım. Milyonuncu uzayan mıhlama fotoğrafını çekerek fark yaratamazsınız ama size özgü bir dokunuş ekleyerek mıhlamayı uçurabilirsiniz.

Teknik olarak kendinizi geliştirin. Artık herkes güzel fotoğraf çekiyor, 5 yaşındaki çocuklar bile YouTube kanalı açacak kadar video kurgusu yapıyor. Sıyrılmak için konularınızın, hem de teknik alt yapınızın olması lazım. Yorumlarınızda mutlaka objektif olun.

Kulaklarınızı tıkayın

Siz ne kadar iyi niyetli ve samimi olursanız olun, sizi beğenmeyenler, öküzün altında buzağı arayanlar olacaktır. Bu sizin yanlış olduğunuz anlamına gelmez. Bir kere şöyle bir laf duymuştum, “Dünyada mükemmele en yakın şey tanrı olduğunu farz edebiliriz. Onu bile sevmeyen var.” Maalesef antagonistleştirmek insan doğasında var ve bu en çok sosyal medyada yapılıyor. Bazıları sosyal medya ünlülerini zamanla insanlar sanki sadece dijitalde varolan sanal varlıklar olarak görmeye başlıyorlar ve acımasızlaşıyorlar. Özellikle yaş ortalaması küçük takipçileri olanlar bu durumla karşılaşıyor. Sakın değişmeyin, çizginizden sapmayın. Unutmayın ki sizi sevenler de sizi siz olduğunu için seviyor ya da sevecek.


Seyahatleriniz esnasında başınıza gelen ilginç şeyler var mı?

Ne ararsan var, İran’da göz altına alındık, Etiyopya’da pirelendim, Bilgehan Bulgaristan’da çantasını içinde pasaport ve paralarıyla çaldırmış, Peru’da çölde hastalandım, Maldivler’de Bilgehan’ın ayağını bir şey soktu, tırmanışta yükseklik hastalığı ile süründük ve bunun gibi bir sürü macera...

Son olarak Keşif Tutkunu platformunu takip edenlere, seyahat tutkunuzu özetleyecek şekilde ne söylemek istersiniz?

Oscar Wilde’ın bir sözü var: “Şu dünyada yaşamak en nadir şey. Birçok insan sadece varoluyor”. Biz sadece var olup gitmek istemiyoruz.